Kevgir Kalesi

Seferli, Alan ve Erbaa sınırları arasında bulunan Kevgir Kalesi, Pontus Krallığı’nca savunma amaçlı yapılmıştır. Bu kale daha sonraki yüzyıllarda da kullanılacaktır. M.S. 63 yılında Roma İmparatorluğu tarafından yıkılarak eyalet haline getirilen Pontus’un ilk valisi olan ve Bolaman Irmağına adını veren Polemonyum’dan sonra eyalet Pont Polemonyun olarak anılmaya başlanacaktır. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ile Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nda kalmıştır. Zamanla güçlenen Venedik ve Ceneviz devletleri Akdeniz’de olduğu gibi Karadeniz’de de aktif rol üstlenip kıyılarda koloniler kurmaya başlamışlardır. Krallarının Pers kökenli olduğu Pontus Krallığı’nın merkezi Trabzon, Roma ve Doğu Roma İmparatorluğu döneminde askeri üs olarak kullanılmıştır.

Kevgir kalesinde altınlar kalenin içinde yer altı şehri kurulup işlenip atlar ile deniz kıyısına götürülüp gemilere yüklenip Trabzon’a gönderilirmiş. Kalenin içinde altını işleyen işçiler kendi aralarında malzemeden çalarak üretim yapıp ihracat ettikleri yerlerde tespit edilmeleri sonucunda kalede çalışan tüm işçileri eğlence düzenleyip içkilerine zehir katarak öldürüp yer altına inen tünel başta olmak üzere taşlarla doldurulup havalandırma delikleriyle beraber tünelin farklı çıkış yolları kapatılmıştır. İşlenmiş ve işlenmemiş altınlar olmakla beraber 60 tonluk bir altın yer altında kalmıştır. Tünele giriş günümüzde yapılır iken yaz ayında bile çok serin ve nefesinizin buhar olarak çıktığını görebilmek mümkündür.

Akkuş topraklarının Erbaa toprakları ile birleştiği, Alan Köyü topraklan ile Erbaa toprakları yakasında kalan ve bir ahşap köprü ile bağlantılı olan Kevgir Kalesi büyük bir ihtimalle Mithradatesler zamanında yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir. Etrafı uçurumla çevrili bir tepe üzerine kurulan kalenin adının nereden geldiği bilinmemektedir.
Hasan Uğurlu Barajı’na akan Tifi Çayı, bir “U” yaparak kale topraklarını içine almış ve Erbaa topraklan kısmında kalmasına yol açmıştır. Bugün kale coğrafî yönden Akkuş topraklarına girmiş vaziyette Tifi Çayı üzerindeki bir köprü ile de yakın bağlantılıdır.

Halk arasında Keygür adı verilen kalenin “Keçi Kalesi” adı ile de söylendiği yine rivayetler arasındadır. Tifi Çayı’ndan 399 m kadar yükseklikte bulunan kale, ulaşım imkânlarının yetersizliği sebebiyle turizme açılamamıştır. Bugün için kale harabe durumdadır. Harabe olmasına rağmen kaya içerisinde oyulmuş odalar, gizli yollarla bağlantılar, odalar içine yapılmış potalar (3 odada 75 adet pota tespit edilmiştir.), tüneller içerisinde 8 kişinin rahatlıkla yürüyeceği dikine merdivenler mevcuttur.
Kevgir Kalesi’nde, kayalar içine oyulmuş merdivenlerin kale tepesinden % 40 meyille ilerleyerek Tifi Çayı altından Akkuş toprakları kısmına geçtiği tahmin edilmektedir. Kale tepesinden 752 basamak bir tünel içerisinde inildiğinde, göçük nedeniyle ilerlemenin mümkün olmadığı ve elektrik ışıklarının yeterli gelmediği görülmektedir. Diğer bir rivayete göre bu merdivenlerin Akkuş toprakları yakasında “Esgerous Bank” adıyla bilinen bir bankaya bağlantılı olduğu söylenmektedir.

Kevgir Kalesi’nin yapısı ve kale hakkındaki rivayetlerden anlaşılacağı üzere kale etrafının uçurum ve sularla çevrili oluşu, kaya içine oyulmuş gizli yollar, tamamen oyma odalar ve bu odalardaki potaların varlığı buranın sikke basımında darphane olarak kullanıldığı ve gizlemeye elverişli bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Emine Altunel, Gevgir Kale civarında Danişmendliler devrine ait olan beşik şeklinde ve aynı zamanda mezar kapağı vazifesi gören ve çoğunluğu mermerden yapılmış ve üzerlerinde Arapça yazılar bulunan birçok lâhit olduğu ve ayrıca kayalar içine oyulmuş iki tane su yolunun var olduğunu söylemektedir.

Haber Gazetesine Göre :

KEVGİR KALESİ,

Tarih kale, Akkuş’un Alan Köyü ile Tokat’ın Erbaa İlçesi sınırında. Akkuş İlçesi’nin 30 kilometre güneybatısında, Gökçebayır Çayı’nın bir devamı olan Tifi Çayı yakınlarında tabandan yaklaşık olarak 300 metre yükseklikte yalçın bir kayanın üzerinde, dört yanı görünüşüyle yöresine tamamen hakim bir şekilde kurulmuş. Doğu yönünden çıkalan kale uzaktan basit bir kaya gibi görünüyor. Doğu’ya bakan yarıya kadar toprağa gömülü kapısından doğruca kale alanına geçiliyor. Harç ve tuğladan yapılmış surlar içindeki evlerin duvarları içindeki mermer parçaları dikkati çekiyor.

ORDU’nun Akkuş İlçesi Alan Köyü’nde bir mağarada 60 ton altın olduğunu ileri süren bir grup, bölgede 3 haftadır izinli olarak kazı çalışmaları yapıyor.

Üç hafta önce, ilçeye bağlı Akan Köyü yakınlarındaki Kevgir Kalesi’nde bulunan 3 odalı mağaranın altında bir papazın gizlediği öne sürülen 60 ton altını çıkartmak için çok ortaklı bir oluşum harekete geçti. 7 kişiden oluşan ortaklar, resmi olarak define aramak için izin aldı. Ordu Müze Müdürlüğü’nden ruhsatlı olarak alınan 1 aylık kazı izninin ardından, paletli kepçe (kato) ile mağaranın bulunduğu alanda kazı çalışmaları başladı.

Üç haftadır süren ve 60 bin YTL harcamanın yapıldığı kazı çalışmaları sırasında zaman zaman tarihi kalıntılara ulaşılırken, henüz defineye ait herhangi bir parçaya rastlanmadı. Kazı yapıldığını öğrenen define meraklıları da bölgeye akın edince, jandarma tarihi kalenin çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Müzeler Müdürülüğü, Maliye ve İçişleri Bakanlığı’ndan oluşan komisyon da kazılara gözlemcilek yapıyor.

Aynı bölgede geçen temmuz ayında da 1 aylık bir kazı yapılmış ancak defineye ulaşılamamıştı. Rivayete göre sürgün olarak Kevgir Kalesi’nin bulunduğu bölgeye gönderilen bir papazın buradaki definesinin toprağa gömüldüğü iddia ediliyor.

DEVLET YÜZDE 50’SİNİ ALACAK

İzin şartnamesinde masrafların kazıyı yapanlara ait olduğu belirtilirken, bulunacak definenin yüzde 50’sinin devlete, geri kalanların da kazıyı yaptıran ortaklara kalacağı öğrenildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.